|
ZAMANCI
Zamancı , her
sabahki gibi
dükkanını
açtığında,
devasa kum
saatinde
yuvarlanan,
birçok yaşı
geçkin müşteri
ile karşılaştı.
Onlara hüzünlü
bir gülümseme
ile bakarak, -
Neden buraya hiç
gençler uğramaz?
Diye sordu ve
cevabını yine
kendi verdi,
kendine, - Öyle
ya, onların
buraya uğramak
için daha çok
zamanları var .
Dedi.
Kum saati içinde
debelenen,
tepesinden aşağı
dökülen kumları
geri iterek,
zamanı
durdurmaya
çalışan yaşlı
müşterilerine,
hoşgörü ile
bakarak, kum
saatinin camını
yavaşça tıklattı
—Debelenmeyi,
zamana karşı
durmayı bırakın,
avucunuza
armağan olarak
düşen her bir
zaman tanesini,
anılacak şekilde
iyi
değerlendirin,
unutmayın, zaman
tükenmez ama
geri de gelmez.
Zamanın sınırı
yoktur, ama
sizin yaşamınız
zamanla
sınırlıdır.
Dediğinde, kum
saatinin camının
ses geçirmez
olduğunu
biliyordu. Ama
içinden
geçenleri bir
kez daha
söylemekten
alamamıştı
kendini.
İnsanoğluna
karşı bu
söylemlerin, ne
denli faydasız
olduğu
tecrübeleri ile
sabitti. Bu
arada fanusta,
her zamanki
kargaşa olanca
hızı ile devam
ediyor, insanlar
avuçlarına düşen
zaman tanelerini
değerlendireceklerine,
birbirlerinin
avuçlarındaki
zamana
saldırarak vakit
harcarlarken,
yaşamları
tükeniyordu.
Zamancı, yorgun
bir yüz ifadesi
ile, kum saatini
çevirdi. Zaman
tanelerine sahip
olduğunu zan
eden , tüm zaman
hırsızları,
tepetaklak
olarak, kum
saatinin boş
tarafına
yuvarlandılar ve
aynı kısır
kavgaya tekrar
başladılar.
Zamancı,
bir kez daha
hayıflanarak,
söylendi kendi
kendine,
-Bu enerjiyi,
kavga için değil
de, işbirliği
için
kullansanız,
yararlı,
anılacak işleri
hep birlikte,
yaparak, zamanı
gerçekten
durdurup,
adınızı
ölümsüzleştiren
eserler
yaratsanız, ne
güzel , neşe ile
yaşanır bir
Dünya olurdu
gezegenimiz.
Diğer
gezegenlerin
öykünerek
izlediği,
zamanın nasıl
geçtiğinin
belgelendiği bir
Dünya.
Zamancı bunları,
Marmarisliler’in
Öğretmen
Evi’ndeki,
Kurban Bayramı
kutlaşması
sırasında,
seçmeninin
gözünün içine
bakamayan ,
Marmarisli
hemşehrilerine
yüreğini açmak,
onları, bu
Bayramı fırsat
bilip,
içtenlikle
kucaklamak
yerine, cep
telefonunu
kurcalayan bir
Belediye
Başkanını, ibret
ile izlediğim
sırada fısıldadı
kulağıma.
Üzüldüm, bir kez
daha acıdım,
onca kalabalık
içinde yalnız
kalan bu adama.
Zamanını,
kin,nefret ve
intikamla boğan
bu kişinin,
zaman tanelerini
nasıl har vurup
harman
savurarak, zaman
dilenciliğine
doğru, ne kadar
büyük bir hızla
yol almakta
olduğunu,önüne
çıkan fırsatları
nasıl bir bir
kaçırdığını
görerek,uyarmak
için hamlede
bulundum.
Zamancı ,tuttu
kolumu –Boşuna
çabalama, o
duymaz seni. O
vicdanının
sesine bile
kapamış
kulaklarını,
gözüne,
bencilliğin kara
gözlüklerini
takmış, ancak
kum saatinde,
hesaplaşma
zamanı, ayabilir
kendini,
ama,geçen zaman
da geri gelmez
dedi.
Üzüldüm ve
birden bire bir
başka konuyu
dile getirdim
Zamancı’ya - Bu
Dünya’da her
şeyin fiyatı
vardır Zamancı
,senin fiyatın
nedir? Zamancı
gülümsedi _Zaman
dedi, bana zaman
bulur
getirirsen,
benden ne
istersen
alabilirsin.
İşte o zaman
otel,arsa,müfettiş,araba
alanların
Zaman’ı
alamayacaklarını,
gerçek yargının
ve doğru
kararların
,Zaman’dan
alınacağını
anladım.
Bu yazıyı,
Bayramda ağır
bir üst solunum
enfeksiyonu
nedeni ile Ahu
Hetman
Hastanesine
yatırarak,
değerli dostum
Dahiliye Uzmanı
Dr. Osman
İrez’in ilgisi,
servis
hemşirelerinin
ihtimamlı bakımı
ve bayram seyran
demeden çalışan
tüm personelin
,her koşulda
sınırsız
güleryüz ilacı
ile, hastane
mutfağının
lezzetli,
besleyici diyet
yemekleri sonucu
kısa sürede şifa
bulan annemin,22
Aralık’ta 55.yaş
günümü
kutladığım
odasından
yazdım.
İyi ki varsın
Nunu, iyi ki
varsınız güzel
ailem ve candan
dostlarım.
İyi ki varsın
,çok sevgili
ilham kaynağım,
benim en değerli
Başkanım.
İyi ki varsın
Zamancı.
Hoşça kalın,
dostça kalın,
zamanınızı, yeni
yılda daha iyi
kullanın..
UMUR ÖZLÜER
YAZI İLE İLGİLİ
YORUMLARINIZI,
MESAJLARINIZI
İLETİŞİM FORMUNU
KULLANARAK
GÖNDEREBİLİRSİNİZ>>>

|